Gokhan

Ne zor şeymiş insanın kendi hakkında yazması ...

70 yılında başladım bu yolculuğa. Cahit Sıtkı’ya göre yolun yarısını devirmişiz bile. Daha dün gibi çocukluğum
...
Burcum balık. Birçok özelliğini taşıyorum desem yeterli sanırım, çok fazla lafa gerek yok. Lisedeki tarih hocam ‘-İşini ve eşini iyi seçeceksin’ derdi. Yine lise yıllarında alınan bir bilgisayar, mesleğimi seçmemi sağladı. 89’da İstanbul Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı’nı bitirdim. İşimden keyif alıyorum. 2 yıl memurluk yaptım. Az paralı ama çok rahat günlerdi. Rahat batmış olacak ki, askere gidene kadar kendi firmamı kurdum. İsmi: Evbil. Ofis yok, çalışma masam yatağımla bitişik.

95’te 1 hafta önce öğrendim asker olacağımı, doğum günümde tezkereyi elime tutuşturuverdiler. Bu sayede Güneydoğuyu da tanımış oldum. Askerlik dönüşü şirket kurduk üç arkadaş yine bilgisayar üzerine. 4 sene sonra o defteri de kapattığımda içimde çoktan başka şeylerin kıvılcımları çakmaya başlamıştı.
...
Yollarda o kadar çok insanla tanıştım ki. Bir kısmı üniversiteyi yeni bitirmiş, gerçek hayata atılmadan önce dünya seyahatine çıkmış insanlardı. Dönüp kendime baktığımda hayata kısa bir ara verecek şansım hiç olmadı. Ya da bu fırsatları göremedim zamanında. O yüzden uzunca bir süredir rutin hayata zevkli bir mola verdim. Soranlara emekliyim diyorum.Değirmenin suyunu soranlara ise Uzakdoğu felsefesiyle örtüşen şu deyişi hatırlatıyorum: ‘Hayatta ne kadar çok şeye sahip olduğunuz değil, ne kadar az şeye ihtiyacınız olduğu önemlidir.’. Hani emekliliğine az kalmış insanlardan hep duyarız: ‘-Bir emekli olayım, kendime vakit ayıracağım. Dünyayı dolaşacağım’. Neden şimdi değil? Neden hala bastonsuz yürüyebiliyorken, hala mideniz bozulmadan sokak satıcılarından yiyebiliyorken değil de neden yaşlanınca? Artık her türlü lüksün lüks değil de zaruret halini alınca. Ben şimdi yaşamayı seçtim. Bilemiyorum bu hikayenin sonu ağustos böceği-karınca hikayesine mi dönecek ama şimdilik mutluyum. Ucuz otel odalarının, sokak satıcılarının, bitmek bilmeyen otobüs yolculuklarının keyfini çıkartıyorum.

Birgün yaşadıklarımı sizlerle paylaşmayı umuyorum, tembellikten kurtulduğumda, ya da yaşamak  yerine yazmak zorunda kaldığımda. Belki o zaman Bulgaristan’da nasıl taciz edildiğimi, Romanya’da nasıl çarpıldığımı, Laos’da nasıl dolandırıldığımı, Bosna’daki hostel sahibiyle araba üstündeki kavgamızı ve hatta İran'da devrim muhafızlarının elinden nasıl kurtulduğumu ve Lübnan’da silah zoruyla kaçırılmamı da anlatırım bakarsınız 
...
Evlenmem diyordum, biraz geç de olsa evlendim. Eşim de benim gibi gezgin ruhlu biri. Şimdilerde, gezilerden arta kalan zamanlarda İstanbul/Beykoz’da yaşıyoruz. Evimizin bir odasında gördüğümüz ülkelerin işaretlendiği kocaman bir dünya atlası. Aman yarabbim daha ne çok gezilecek ülke, tanışılacak insan, yaşanacak macera var 

Sevgiyle kalın, mutlu olun.

Ahmet Gökhan BALCI